Sosyoekonomik Tezatlar Çağında Türkiye’deki İnsani Yardım ve İş Gücü Piyasası Politikalarına İlişkin Bir Değerlendirme

Numan Özcan
ILO Türkiye Temsilcisi

İçinde bulunduğumuz yüzyılı doğa kaynaklı afetler, etkisi günden güne artan iklim değişikliği, kuraklık, savaş ve çatışmalar nedeniyle zorla yerinden edilmiş insanlar şeklinde karakterize etmek yanlış olmayacaktır. Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) Küresel Ölçekli Çalışma Hayatı İzleme Raporu’nda1 altı çizildiği üzere siyasi, ekonomik ve doğa kaynaklı krizlerin etkisi, birbirini tetikleyip toplumun özellikle kırılgan kesimlerini orantısız biçimde etkileyerek artmaktadır.

Bu krizlerin yansımalarını görebileceğimiz dinamiklerden biri de kuşkusuz göç ve zorla yerinden edilmedir. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği 2022 verilerine göre89 milyonu aşkın insanın kendi ülkesi içinde veya ülke dışına göçe zorlandığı görülmektedir. Bu devasa hareketliliğin %20’si 0-17 yaş arasındaki çocuk ve gençlerden, %26’sı ise çalışma yaşı aralığındaki kadın ve erkeklerden oluşmaktadır. Çeşitli bilim insanlarının da altını çizdiği üzere geri dönüşün sağlanması oldukça zorlu ve uzun vadeli bir süreçtir.2 3 Yerinden edilen nüfusun oldukça genç, geri dönüş ihtimalinin düşük olduğu bu tablo, hareketliliğin erken dönemlerinden itibaren temel ve acil ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik insani yardım politikalarının, eğitim ve istihdama erişim gibi kalkınma politikalarıyla desteklenmesinin gerekliliğine işaret etmektedir.

Kurulduğu 1919’dan bu yana kendine özgü üçlü yapısı içinde (hükûmet, işçi ve işveren temsilcilerinin ortaklığında) ILO tüm dünyada sosyal adaleti ve çalışma barışını sağlamak için çalışmakta, insana yakışır işlere erişimi destekleyerek uluslararası çalışma standartları geliştirmektedir. 100. yaşını geride bırakan ILO, kuruluşundan bu yana zorla yerinden edilmiş insanların insana yakışır işlere erişerek hayatlarını yeniden kurmaları için çalışmalar yürütmektedir. Bu bağlamda ILO Anayasası da kendi ülkeleri dışında iş gücüne katılan kişiler de dâhil tüm çalışanların haklarının korunması prensibine yer verir. 

Sosyal güvenceye erişim, iş sağlığı ve güvenliği, zorla çalıştırmanın önlenmesi gibi kritik konularda sözleşme ve tavsiye kararlardan oluşan ILO normatif çerçevesi; küresel ölçekte Afrika, Arap ülkeleri, Asya ve Pasifik, Avrupa ve Orta Asya, Latin Amerika ve Karayipler’de zorla yerinden edilen gruplara yönelik iş gücüne katılım ve entegrasyon politikalarından oluşan kapsamlı bir iş birliği portföyü sunmaktadır. Bu portföy, insani yardım programlarıyla kalkınma ve sosyal politikalar arasındaki bağın geliştirilip güçlendirilmesine kritik önem atfetmektedir. 

ILO’nun en kapsamlı mülteci destek programlarından birini yürüten ILO Türkiye Ofisinin edindiği tecrübeler farklı bölgelerdeki tüm bu programların geliştirilmesine ışık tutmuş ve katkı sağlamıştır. 2020’de yayımlanan mülteciler ve diğer zorla yerinden edilmiş kişilerin iş gücü piyasasına erişimine yönelik tecrübe ve iyi örneklerin değerlendirildiği ILO Raporu da Türkiye’nin mülteci destek programlarının altını önemle çizmektedir.4 Bahsi geçen raporda “Mülteciler ve Diğer Zorla Yerinden Edilmiş Kişilerin İş Gücü Piyasasına Erişimine İlişkin Rehber İlkeler” başlığı altında 34 temel ilke sıralanmıştır. Bu ilkelere 205 No.lu Barış ve Dayanıklılık İçin İstihdam ve İnsana Yakışır İş Tavsiye Kararı’nda da yer verilmektedir. Tüm bu referans belgeler, mültecilere yönelik çok çeşitli aktif istihdam politikaları uygulayan ILO’nun, sürdürülebilir ve dayanıklılığı destekleyen politika yapım süreçlerine yön veren normatif rolüne ilişkin birer örnek olarak karşımıza çıkmaktadır. 

2016’dan bu yana Türkiye’de uygulanan “Mülteci Destek Programı” da hem ILO’nun norm geliştirme rolünü hem de hükûmet, işveren ve işçi temsilcilerinin yer aldığı üç taraflı yapısını yansıtacak şekilde tasarlanmış olup üç temel bileşenden oluşmaktadır. Bu bileşenler aşağıdaki gibi özetlenebilir:

  • Emek arzının, beceri geliştirme ve dönüştürme ihtiyaçlarına yönelik aktif istihdam politikalarıyla desteklenmesi
  • İş gücü piyasasının ihtiyaçlarına yönelik programlarla kayıtlı istihdamın artırılması, işletmelerin kayıtlılığa geçişinin desteklenmesi 
  • İnsana yakışır işlerin sağlanması amacıyla iş gücü piyasası yönetişiminin güçlendirilmesi

Dünya tarihinin en büyük mülteci hareketliliğine neden olan Suriye krizinin 12. yılında Türkiye en çok mülteciye ev sahipliği yapan ülke olmaya devam etmektedir. Savaşın başlamasından bu yana 10 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen devam eden çatışma ortamı ve güvenlik riskleri göz önüne alındığında geri dönüş senaryolarının gerçekleşebilmesi için hâlen erken bir dönemde olunduğu sonucuna varmak yanlış olmayacaktır. Bu nedenle yürütülen mülteci destek programlarının küresel düzeydeki sosyoekonomik gelişmelerle paralellik taşıması, özellikle mülteci hareketliliği öncesinde de zorlu sosyoekonomik koşullarla mücadele etmek zorunda kalan ev sahibi ülkeler için kritik önem taşımaktadır.5 Politika yapım ve uygulama süreçlerini bu saikle tasarlayan Uluslararası Çalışma Örgütü, mülteci iş gücünü ev sahibi ülkelerin rekabet gücünü destekleyen ve küresel firmaları cezbeden bir katma değer olarak6 7 değerlendirmekte ve sosyoekonomik krizlerin çözümünde kendilerini çözümün bir parçası olarak konumlandırmaktadır. Bu bağlamda ILO Türkiye Ofisi Mülteci Destek Programı’nın son yıllarda üzerinde önemle durduğu iş gücü piyasalarının değişim ve dönüşüm süreçlerinde belirleyici rol oynayan iki önemli tema bulunmaktadır: (i) küresel iklim değişikliği ve yeşil işler, (ii) otomasyon ve dijitalleşmeyle dönüşen becerilerle bunların belgelendirilmesi.

Küresel iklim değişikliği, etkisini sosyal ve ekonomik anlamda giderek artırırken doğanın koruma-kullanma dengesine dair gelişmeler küresel politika platformlarında daha çok yer almaktadır. İklim değişikliğinin ulusal kamu planlama süreçlerinin kritik bir parametresi olması gerekliliğinin de altı çizilmelidir. Buna bağlı olarak yeşil işler ve yeşil becerilere yönelik programlar ön plana çıkmaktadır. Bugünün ve geleceğin iş dünyasında sosyal ve ekonomik dokunun çevresel sürdürülebilirlikle kapsayıcı üretim ve tüketim temelleri üzerinde yeniden kurulması gerektiğini not düşmek gerekir. Sürdürülebilir ve yeşil toparlanmayı desteklemek için yeşil ve döngüsel ekonomiye yönelik mevcut adaletsizlikleri tekrarlayıp derinleştirmeyen politikalar ve yatırımlar gereklidir. Bu noktada bir işin yeşil olabilmesi için sadece çevresel fayda yaratmasının değil, aynı zamanda insana yakışır olması gerektiğinin altı çizilmedir: Adil ücret, sosyal güvence, iş sağlığı ve güvenliği, örgütlenme ve toplu pazarlık, cinsiyet eşitliği, mesleki ve kişisel gelişim imkânları da yeşil işler tanımının nüveleridir.  

Yeşil işleri tanımlarken kalkınma gündeminde 2000’li yılların başından itibaren daha çok yer almaya başlayan yeşil ekonomiye de yer vermek gerekir. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), yeşil ekonomiyi sosyal adalet ve refahı arttırırken çevresel riskleri ve ekolojik sorunları azaltmayı hedefleyen bir model olarak tanımlamaktadır.8 Bu tanımdan hareketle ILO ve UNEP yeşil işleri; tarım, sanayi, AR-GE, idari işler ve hizmetler gibi birçok sektörde, çevrenin korunmasına veya çevre kalitesinin arttırılmasına katkı sağlayan işler olarak özetlemektedir.9 ILO, bu konudaki çalışmalarının her aşamasında adil geçiş ve iklim adaleti gündemlerine yer verip kritik önemlerinin altını çizmektedir. 

ILO, yeşil büyümeyi insan kaynakları politikalarının merkezinde konumlandırmaktadır. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile ortak hazırlanan Türkiye’de İklim Değişikliği ve Yeşil Ekonomi Politikalarının Sosyal ve İstihdam Etkileri Raporu bulgularına göre Türkiye fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerjiye yatırım yaparak 2030’a kadar gayrisafi yurt içi hasılasını yılda 8 milyar ABD doları daha artırabilecek, sera gazı salımlarını 2019 düzeyine göre %8 azaltabilecek ve 300 bini aşkın yeni iş yaratabilecek potansiyele sahiptir.10 İlaveten rüzgâr ve güneş gibi yeşil enerji kaynaklarına yapılacak yatırımların yalnızca çevre bakımından yarar sağlamakla kalmayacağı, dünyanın karşı karşıya kaldığı en önemli krizler arasında yer alan enerji krizine de çözüm getirebileceği öngörülmektedir. Bu bulgulara paralel olarak tasarlanacak eğitim programları ve istihdam destekleri hem mültecilerin kayıtlı istihdamına hem de Türkiye lehine sosyal, ekonomik ve çevresel fayda sağlamasına katkı sağlayacaktır. 

Zorla yerinden edilen grupların sosyal yardım mekanizmalarına ihtiyaç duymadan adil ücretlerle hayatlarını idame ettirebilmeleri ve ev sahibi ülke ekonomilerine aktif iş gücü olarak katkı sağlayabilmeleri için değişen üretim biçimlerine uygun teknik ve mesleki becerilerini güncel tutabilmeleri, mesleki gelişim ve dönüşüm fırsatlarına erişebilmeleri kritik önem taşımaktadır. Bu noktada yüksek teknolojiye dayalı üretim için gerekli nitelikli iş gücü geliştirilmesine ve bu süreçte insanı ve sosyal adaleti politika yapım süreçlerinin merkezinde konumlandırılmasına ilişkin birçok çalışma bulunmaktadır.11 12 13 14 Bu tablo, insani yardımla eğitim ve istihdam gibi kalkınma politikaları arasında güçlenmesi gereken bağa somut bir örnek olarak verilebilir. 

Sosyal adalet ilkesi ve ILO’nun hayat boyu öğrenme hakkı olarak tanımladığı prensiplere uygun olarak ILO Türkiye Ofisi de dijitalleşme ve otomasyon trendlerine paralel, eğitim odaklı aktivasyon programları uygulamaktadır. Bunlara örnek olarak (i) piyasadaki açık pozisyonlara paralel seçilen çeşitli yazılım eğitimleri, (ii) teknolojik gelişmelerle işin tanımı ve yapısı dönüşen, farklı dillerde çevirim içi hizmet veren müşteri hizmetleri çalışanlarının veri analiz ve kodlama becerilerinin geliştirmesi için yapay zekâ teknolojileri üzerine beceri geliştirme eğitimleri verilebilir. Bununla birlikte yukarıda bahsedildiği üzere içinde bulunduğumuz yüzyılın en belirgin özellikleri arasında insanların, malların ve hizmetlerin hareketliliği olduğu göz önüne alındığında mültecilerin uluslararası geçerliliği olan mesleki yeterlilik sistemlerine erişebilmesinin önemi vurgulanmalıdır. Bölgesel ve uluslararası yeterlilik çerçevelerinin işlevselliğiyle yetkinlik ve deneyimlerin doğrulanması ve belgelendirilmesi, odak gerektiren bir politika alanıdır. Bu alana ilişkin atılan adımlar, Türkiye’deki mültecilerin iş gücüne erişim politikaları bağlamında da ayrıca önem kazanmış ve hızlanmıştır.

Geleneksel anlamda insani yardım faaliyetleri tanımının küresel iklim değişikliği, dijitalleşme ve otomasyonla değişen istihdam politikalarıyla paralellik taşıması gerektiği tezi yenilikçi bir tutum değil bir gereklilik olarak görülmelidir. Zorla yerinden edilen grupların pasif birer yararlanıcı olmaktan çıkıp ev sahibi ülkelere sosyal, ekonomik ve çevresel fayda sağlayan üretken kişiler olarak konumlanabilmesi için bu bakış açısının kabul görmesi kritik bir dönüm noktasıdır. Zorunlu göçü tetikleyen parametrelerin on yıllar boyunca çözümsüz kaldığı ve kalacağı düşünüldüğünde kalkınma politikalarıyla insani yardım politikaları arasındaki bağın güçlendirilmesi temenni değil zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle insana yakışır iş; yoksulluğun son erdirilmesi, iklim krizine karşı önlem alınması, adil paylaşımın ve barışın tahsisini merkezine alan ve Birleşmiş Milletler üyesi tüm ülkelerce kabul edilmiş “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri”nden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Son olarak zorla yerinden edilenler, kadınlar, çocuklar ve tüm insanlar için eşitsizliklerin ve yoksulluğun ortadan kalktığı, adaletin hüküm sürdüğü, daha yeşil ve daha iyi bir geleceğin barış ve adaletle mümkün olduğunun altını çizilmelidir. ILO’nun tüm çalışmaları da bu prensip üzerine kuruludur:
Sivis pacem, cole justatium [Barış arıyorsan adalet ek.].


1. ILO. (2022). ILO Monitor on the world of work. Tenth edition Multiple crises threaten the global labour market recovery https://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/—dgreports/—dcomm/—publ/documents/briefingnote/wcms_859255.pdf
Atıf 

2. Erdoğan, M. M., Kirişci, K. ve Uysal, G. (2021). Improving Syrian Refugee Inclusion in the Turkish Economy. World Refugee & Migration Council Research Report
Atıf 

3. Zetter, R. (2021). Refugees and Their Return Home: Unsettling Matters. Journal of Refugee Studies34(1), s.7-22.
Atıf 

4. ILO (2020). Employment and decent work in refugee and other forced displacement contexts https://www.ilo.org/global/topics/labour-migration/publications/WCMS_763174/lang–en/index.htm
Atıf 

5. Karslı Varol, G. (2022). An Evaluation of the Role of Active Labour Market Policies on Syrian Refugees’ Access to the Labour Market: The Case of ILO in Turkey. Yüksek Lisans Tezi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi.
Atıf 

6. Betts, A., Collier, P. (2015). Help refugees help themselves: Let displaced Syrians join the labor market. Foreign Aff., 94(6), s. 82-94.
Atıf 

7. Zetter, R., Ruaudel, H. (2018). Refugees’ right to work and access to labour markets: Constraints, challenges and ways forward. Forced Migration Review, (58), 4-7.
Atıf 

8. Detaylar için bk. https://www.unep.org/pt-br/node/23750#:~:text=The%20UN%20Environment%20Programme%20has,in%20carbon%2C%20resource%20efficient%20and
Atıf 

9. ILO. (2008). Green Jobs: Towards Decent Work in a Sustainable, Low-Carbon World https://www.ilo.org/global/topics/green-jobs/publications/WCMS_158727/lang–en/index.htm
Atıf 

10. ILO ve UNDP. (2022). Türkiye’de İklim Değişikliği ve Yeşil Ekonomi Politikalarının Sosyal ve İstihdam Etkileri https://www.ilo.org/ankara/publications/WCMS_852774/lang–tr/index.htm
Atıf 

11. Goldin, C., Katz, L. F. (2020). Extending the race between education and technology. AEA Papers and Proceedings, (110), s. 347-51.
Atıf 

12. Silva, V. (2022). The ILO and the future of work: The politics of global labour policy. Global Social Policy, 22(2), s. 341-358.
Atıf 

13. Chia, Y. Sheng, Y. Z. (2022). From Lifelong Learning to Lifelong Employability: How SkillsFuture Has Re-conceptualised Higher Education for the Future of Work. İçinde: LG, B. (ed.). Higher Education and Job Employability, s. 179-194. Springer.
Atıf 

14. ILO. (2016). Research Department Working Paper n°29 The Future of Work: A Literature Review https://www.ilo.org/global/research/publications/working-papers/WCMS_625866/lang–en/index.htm
Atıf 

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanmaktayız.    Daha Fazla Bilgi